Milletlerarası Özel Hukuk ve Boşanma: Uluslararası Yargı Yetkisi
Çünkü **Milletlerarası Özel Hukuk ve Boşanma** süreçleri, birden fazla devletin kanunlar ihtilafı kurallarını içerir. Özellikle Avrupa Birliği bünyesinde uygulanan Roma III Tüzüğü, eşlere hukuk seçimi hakkı tanımaktadır [1]. Ancak Türkiye, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda 5718 sayılı MÖHUK hükümlerini esas alır. Bu nedenle, iki sistem arasındaki hiyerarşinin doğru analizi sürecin temelini oluşturur. Çünkü Türk hukuku, eşlerin müşterek milli hukukuna öncelik veren bir yapıya sahiptir [2]. Dolayısıyla, Avrupa’da açılan bir davanın Türkiye’deki geçerliliği bu normların uyumuna bağlıdır. Nitekim, uluslararası sözleşmeler ile iç hukuk arasındaki denge hak kayıplarını engeller. Bu sebeple, hukuki dayanakların tespiti her somut olayda ayrı bir titizlik gerektirir.
Yetkili Mahkeme: İkametgah mı Yoksa Vatandaşlık mı Esas Alınır?
Özellikle yetkili mahkemenin tayini, **Milletlerarası Özel Hukuk ve Boşanma** uyuşmazlıklarında ilk çözülmesi gereken sorundur. Çünkü Fransa ve Belçika gibi ülkeler, eşlerin fiilen yaşadığı “mutat mesken” yerini yetkili görürler [3]. Ancak Türk hukuku, vatandaşlık bağını ve Türkiye’deki ikametgahı yargı yetkisi için öncelikli kabul eder. Bu nedenle, ülkeler arası karşılaştırma yapıldığında yetki çatışmaları sıkça yaşanmaktadır. Çünkü her devlet kendi kamu düzenini korumak amacıyla farklı yetki kuralları öngörebilir [4]. Ayrıca, ikametgahı yurt dışında olan Türk vatandaşları için Türkiye’de özel yetki kuralları mevcuttur. Dolayısıyla, davanın nerede açılacağı kararın ilerideki tanıma sürecini doğrudan etkilemektedir. Nitekim, yanlış mahkemede alınan karar Türkiye’de hukuki sonuç doğurmayabilir.
Mal Rejimi Tasfiyesi: Avrupa ve Türkiye Arasındaki Tescil Farkları
Çünkü Avrupa’daki “edinilmiş mallar” kavramı ile Türkiye’deki mal rejimi kuralları arasında teknik farklar bulunur. Özellikle Hollanda ve Almanya mahkemelerinin verdiği mal paylaşımı kararları, Türkiye’deki tapu kayıtlarını doğrudan değiştirmez. Bu nedenle, Türkiye’deki taşınmazlar için ayrı bir tenfiz prosedürünün işletilmesi zorunludur [5]. Çünkü taşınmaz mülkiyetine ilişkin uyuşmazlıklarda Türk mahkemeleri münhasır yetkiye sahiptir. Ayrıca, yabancı mahkeme ilamının Türk kamu düzenine aykırı olmaması şartı aranmaktadır [6]. Dolayısıyla, Avrupa’da kazanılan bir mal rejimi davasının Türkiye’de tescili teknik bir süreçtir. Çünkü eksik bırakılan her adım, mülkiyetin devrinde bürokratik engellere yol açmaktadır. Nitekim, akademik derinliğe sahip bir analiz ile mülkiyet hakları sınır ötesinde korunabilir.
Velayet ve Nafaka: Lahey Sözleşmesi ve Kararların İcrası
Çünkü velayet ve nafaka kararları, çocukların geleceğini ilgilendiren en hassas hukuki alanlardır. Özellikle 1980 tarihli Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi, sınır ötesi çocuk iadesi süreçlerinde temel dayanaktır [7]. Bu nedenle, bir ülkeden diğerine izinsiz götürülen çocukların iadesi uluslararası iş birliğiyle yönetilir. Ayrıca, nafaka kararlarının icrası için 1956 New York Sözleşmesi etkin bir koruma sağlar [8]. Çünkü bu sözleşme sayesinde, Avrupa’da hükmedilen nafaka Türkiye’de hızlıca tahsil edilebilir. Dolayısıyla, **Milletlerarası Özel Hukuk ve Boşanma** kapsamında verilen bu kararlar küresel bir güce sahiptir. Çünkü çocukların üstün yararı, tüm yerel yasaların üzerinde kabul edilen evrensel bir ilkedir. Nitekim, hukuki belirlilik bu kararların icra kabiliyeti ile tam olarak sağlanmaktadır.
Tanıma ve Tenfiz: Avrupa Kararlarının Nüfus Kütüğüne İşletilmesi
Çünkü yabancı bir boşanma kararının Türkiye’de tescil edilmemesi, tarafların hala evli görünmesine neden olur. Özellikle Avrupa mahkemelerinden alınan ilamların Türk nüfus kütüğüne işletilmesi için tanıma usulü şarttır [9]. Bu nedenle, 2017’deki düzenleme ile getirilen idari yol veya yargısal süreç takip edilmelidir. Çünkü tanıma kararı alınmadıkça, miras ve yeniden evlenme gibi haklar askıda kalmaktadır. Ayrıca, tenfiz kararı ile yabancı mahkemenin icrai hükümleri Türk hukukunda geçerlilik kazanır [10]. Dolayısıyla, sürecin tamamlanmasıyla taraflar hukuki netliğe ve yeni bir başlangıca kavuşurlar. Çünkü tescil işlemi, yabancı karara Türk hukuku nezdinde resmiyet kazandıran son halkadır. Nitekim, bu teknik süreçlerin hatasız yönetilmesi mülkiyet ve şahsi hakların nihai güvencesidir.
Akademik Referanslar ve Yasal Mevzuat
1. Roma III Tüzüğü (1259/2010 Sayılı AB Konsey Tüzüğü) m. 5-10.
2. MÖHUK (5718 Sayılı Kanun) m. 14 (Boşanma ve Ayrılık).
3. DOĞAN, Vahit, Milletlerarası Özel Hukuk, Ankara, Savaş, 2022, s. 195.
4. ÇELİKEL, Aysel, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul, Beta, 2022, s. 315.
5. MÖHUK m. 50 (Tenfiz Kararı ve Şartları).
6. TEKİNALP, Gülören, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul, 2020, s. 450.
7. 1980 Lahey Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme.
8. 1956 Nafaka Alacaklarının Yabancı Memleketlerde Tahsiline İlişkin Sözleşme.
9. Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A (İdari Kayıt Usulü).
10. NOMER, Ergin, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, 2022, s. 525.
11. ŞANLI, Cemal, Uluslararası Ticari Akitler ve Boşanma, 2021, s. 160.

