Uluslararası Miras Hukuku Sözleşmeleri ve İkili Anlaşmaların Etkisi

Miras uyuşmazlıkları çözümünde uluslararası sözleşmeler iç hukuk kadar büyük önem taşır. Üstelik Türkiye ile Almanya arasındaki hukuki bağlar çeşitli anlaşmalara dayanmaktadır. Bu sebeple 1961 tarihli Lahey Apostil Sözleşmesi süreçlerin ana eksenini oluşturur. Sözleşme sayesinde yabancı resmi belgeler Türkiye’de doğrudan hukuki geçerlilik kazanır. Böylece Alman makamlarının verdiği veraset belgelerini ek onay almadan kullanabilirsiniz. Ancak bu belgelerin içeriği Türk kamu düzenine mutlaka tam uyum sağlamalıdır. Zira kanunlar ihtilafı kuralları ile sözleşme hükümleri bir bütünlük arz eder. Ayrıca devletlerarasındaki hukuki karşılıklılık ilkesi mirasçıların hak arama özgürlüğünü korur. Sonuç olarak her adım uluslararası hukuk normlarının sağladığı güvenle ilerlemektedir.

Lahey Miras Sözleşmesi ve Taşınmazların Hukuki Statüsü

Uluslararası hukuk sisteminde miras kuralları devletlerin egemenlik hakları ile doğrudan ilişkilidir. Özellikle 1989 tarihli Lahey Miras Sözleşmesi bu karmaşık alanı düzenleyen temel metindir. Birçok devlet bu sözleşmeye katılmasa bile genel prensipleri uygulama alanı bulur. Sözleşme uyarınca murisin ölüm anındaki mutat mesken hukuku birincil kuraldır. Bununla birlikte taşınmazların bulunduğu yer hukuku bu kuralın en belirgin istisnasıdır. Türk hukuk sistemi taşınmazlar üzerindeki mutlak yetkisini her durumda kararlılıkla korur. Mirasçılık sıfatı ve terekedeki payların dağıtımı bu ikili yapıya göre ilerler. Dolayısıyla yabancı mirasçılar haklarını hem ulusal kanunlar hem sözleşmeler ile savunur. Bu çok katmanlı yapı mülkiyetin intikalinde hukuki belirliliği sağlayan temel unsurdur.

Türk-Alman Adli Yardım Sözleşmesi ve Uygulama Alanları

İki ülke arasındaki en güçlü hukuki köprü adli iş birliği sözleşmeleridir. Nitekim 1929 tarihli Türk-Alman İkamet Sözleşmesi miras intikali konusunda hala geçerlidir. Bu anlaşma sayesinde her iki devletin vatandaşı diğer ülkede mülkiyet edinebilir. Ayrıca tebligat ve delil toplama süreçlerinde taraflar karşılıklı yasal kolaylıklar sağlar. Miras davalarındaki tanık dinleme veya belge temini süreçleri bu kapsamda yürür. Adli makamlar arasındaki doğrudan iletişim bürokratik engelleri hızla aşan etkili araçtır. Fakat sözleşme hükümlerinin güncel Türk Medeni Kanunu ile çelişmemesine dikkat ederiz. Zira her hukuki işlem uluslararası metinlerin çizdiği yasal sınırlar içinde kalmalıdır. Karşılıklılık esası mirasçıların mülkiyet tasarruf yetkilerini her iki ülkede de korumaktadır.

Kamu Düzeni Müdahalesi ve Uluslararası Normların Sınırı

Uluslararası sözleşme uygulamaları her zaman ulusal kamu düzeni süzgecinden başarıyla geçmelidir. Eğer bir yabancı hukuk kuralı Türk değerlerine aykırıysa mahkemelerimiz onu reddeder. MÖHUK madde 5 bu denetim yetkisini Türk hakimlerine açık bir görevle yükler. Özellikle miras paylaşımlarında ayrımcılık içeren hükümler Türk hukuk düzeninde yer bulamaz. Bu gibi durumlarda yabancı kanun yerine doğrudan Türk maddi hukukunu uygularız. Uluslararası anlaşmalar temel hak ihlallerini meşrulaştıran birer araca asla dönüşmemelidir. Türk yargısı mülkiyet hakkını anayasal güvenceler ve evrensel ilkeler ile korur. Sözleşmelerin sağladığı kolaylıklar sadece hukuka ve kamu vicdanına uygunsa geçerlilik kazanır. Bu denge hukuk sisteminin iç tutarlılığını ve toplumsal barışı kararlılıkla sağlar.

Mirasçıların Haklarının Uluslararası Hukukta Güvence Altına Alınması

Sınır ötesi miras intikalleri sadece maddi hukuk değil usul hukuku problemidir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi mülkiyet hakkını ek protokolleri ile koruma altına alır. Miras yoluyla mülkiyet edinme hakkı devletlerin keyfi müdahalelerine karşı güçlü durur. Türk mahkemeleri uluslararası sözleşmelere dayanarak yabancıların mülkiyet haklarını tescil etmektedir. Bu yükümlülük devletin uluslararası hukuktan doğan sorumluluğu ve saygınlığı için gereklidir. Mirasçıların paylarına ulaşması için gereken tenfiz süreçlerini bu geniş perspektifle değerlendiririz. Hukuki netlik bu karmaşık normlar hiyerarşisinin doğru bir analizle uygulanmasından doğar. Belgelerin geçerliliği ve hakların tespiti bu küresel hukuk ağı içinde değer bulur. Sonuçta her miras dosyası devletlerarası hukukun koruyucu şemsiyesi altında neticelenmektedir.

1. AYGÜN, M. Kemal, Milletlerarası Özel Hukukta Miras, İstanbul, 2021, s. 112.
2. 1961 Lahey Apostil Sözleşmesi m. 1-4.
3. ÇELİKEL, Aysel, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul, Beta, 2022, s. 215.
4. Türk-Alman İkamet Sözleşmesi (1929), Resmi Gazete Kayıtları.
5. ŞANLI, Cemal, Uluslararası Ticari Akitler, İstanbul, Vedat, 2021, s. 410.
6. MÖHUK m. 5 (Kamu Düzeni Müdahalesi).
7. AİHS Ek 1 No’lu Protokol m. 1 (Mülkiyetin Korunması).
8. TEKİNALP, Gül ören, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul, 2020, s. 567.

 

Tek Tıkla Randevu ve Hukuki Danışmanlık

Küresel Hukuk Normları Altında Mülkiyetin Korunması

Miras haklarının uluslararası boyutta korunması devletlerarası anlaşmaların doğru yorumlanmasıyla hayat bulur. Lahey Sözleşmeleri ve ikili adli yardım protokolleri bu sürecin temel kolonlarını oluşturmaktadır. Üstelik mülkiyetin intikali sadece bir kanun uygulaması değil uluslararası güven ilişkisidir. Hak sahiplerinin paylarına ulaşması bu normatif bütünlüğün operasyonel gerçekliğe dönüşmesiyle sağlanır. Süreçlerin her aşamasında hukuki şeffaflık ve uluslararası standartlara uyum önceliğimizdir. Bilimsel veriler ve güncel yargı içtihatları miras haklarının sınır ötesinde korunmasını sağlar. Bu disiplinli yaklaşım karmaşık bürokratik engellerin aşılmasında sarsılmaz bir hukuki zemin sunar.

Sözleşmelerin Uygulanması ve Hukuki Belirlilik İlkesi

Uluslararası veraset süreçlerinde karşılaşılan her engel doğru hukuk normunun seçimiyle çözüme kavuşur. Apostil şerhinden tenfiz davasına kadar her adım küresel hukuki belirlilik ilkesine dayanmaktadır. Mirasçıların mülkiyet haklarını hem Türk anayasası hem de uluslararası protokoller ile koruyoruz. Belgelerin doğruluğu ve süreçlerin hızı bu yasal altyapının sağladığı teknik imkanlarla artar. Operasyonel başarı hukuki bilginin uluslararası ilişkiler perspektifiyle harmanlandığı noktada ortaya çıkmaktadır. Mirasın hatasız devri mülkiyetin geleceğine duyulan güvenin ve hukuk devleti ilkesinin göstergesidir. Her aşamada sağladığımız bu netlik hak sahiplerinin mülkiyet üzerindeki egemenliğini tam pekiştirir.

Mesafeleri ortadan kaldırarak yasal süreci dijitalden yönetiyoruz. Bu doğrultuda teknolojik altyapı ile çalışarak görüntülü iletişim yoluyla yasal sorunları doğrudan masaya yatırıyoruz.

Danışmanlık hizmeti için İstanbul Barosu tarafından hazırlanan ücret çizelgesi uygulanmaktadır. Aynı şekilde bu liste hem ofis hem online görüşmeler için geçerlidir. Sonuç olarak tüm maliyetleri sürecin başında şeffaf biçimde öğrenebilirsiniz.

Hızlı Erişim Butonları

WhatsApp |    Zoom    |  Telefon  |  E-posta   |     Konum