Tenfiz ve Tanıma Davaları: Usul ve Esaslar
Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de hüküm doğurması için tenfiz süreci bir zorunluluktur. Çünkü devletler kendi sınırları içindeki yargı yetkisini mutlak egemenlik hakkı sayarlar. Bu sebeple Almanya’da verilen bir miras ilamı Türkiye’de kendiliğinden geçerlilik kazanmaz. Hak sahipleri bu kararların Türk hukuk düzenine uyumunu mahkemeler önünde ispat etmelidir. Nitekim 5718 sayılı MÖHUK tanıma ve tenfiz davalarının yasal çerçevesini net şekilde çizer. Tanıma işlemi yabancı mahkeme kararının kesin delil veya kesin hüküm gücü kazanmasını sağlar. Tenfiz ise bu kararın icra edilebilir bir niteliğe kavuşması anlamına gelmektedir. Mirasçılar terekedeki taşınmazlar üzerinde işlem yapabilmek için bu aşamayı mutlaka tamamlamalıdır. Üstelik tapu müdürlükleri tenfiz şerhi içermeyen yabancı veraset belgelerini işleme almayı reddeder. Dolayısıyla bu davalar mülkiyetin intikal sürecinde hayati bir köprü görevi üstlenir.
Tenfiz Davasının Şartları ve Türk Kamu Düzeni
Türk mahkemeleri tenfiz taleplerini incelerken belirli yasal şartların varlığını titizlikle kontrol eder. Öncelikle yabancı mahkeme kararının kendi hukukuna göre kesinleşmiş olması şarttır. Üstelik kararın verildiği ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık bağı bulunmalıdır. Almanya ile Türkiye arasındaki anlaşmalar bu karşılıklılık şartını hukuken tam karşılamaktadır. Bununla birlikte mahkemeler kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığını inceler. Eğer yabancı hüküm Türk temel değerlerini sarsıyorsa tenfiz talebi reddedilir. Ayrıca davalının savunma haklarının yabancı yargılama sırasında korunması diğer bir kriterdir. Tebligatların usulüne uygun yapılması yargılamanın dürüstlük ilkesi içinde yürüdüğünü kanıtlar. Tüm bu denetimler yabancı bir hükmün Türk hukuk sistemiyle uyumlu hale gelmesini sağlar. Sonuç olarak denetim süreci mülkiyet hakkını koruyan yasal bir süzgeçtir.
Tanıma ve Tenfiz Sürecinde Yetkili Mahkemeler
Bu davalarda görevli mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Ancak aile hukukundan doğan miras uyuşmazlıklarında bazen Aile Mahkemeleri de yetkilidir. Yer yönünden yetki ise davalının Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesine göre belirlenir. Şayet davalının Türkiye’de ikametgahı yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemeleri bakmaktadır. Mirasçılar tenfiz davası açarken tüm mirasçıları davalı olarak dosyaya dahil etmelidir. Zira miras ortaklığının tasfiyesi tüm pay sahiplerinin katılımını gerektiren bir süreçtir. Eksik taraf teşkili davanın uzamasına veya usulden reddine yol açar. Ayrıca dava dilekçesine eklenen yabancı kararın aslı ve onaylı tercümesi sunulmalıdır. Mahkeme dosyayı inceleyerek kararın Türkiye’de icra edilip edilmeyeceğine son noktayı koyar. Böylece yabancı karar Türk yargı sistemi içerisinde resmiyet kazanır.
Miras İlamlarının Tenfizinde Özel Durumlar
Miras hukukunda çekişmesiz yargı kararları olan veraset ilamları tanımaya konu olur. Ancak terekede taşınmaz varsa Türk mahkemeleri mülkiyeti belirleme yetkisini kendinde saklar. Bu durum yabancı mahkemenin taşınmaz mülkiyetine dair kesin hüküm kurmasını engeller. Mahkemelerimiz sadece mirasçılık sıfatını ve pay oranlarını tanıma yoluna gitmektedir. Bundan sonra mirasçılar bu tanıma kararı ile Türkiye’de yeni bir tescil süreci başlatır. Taşınmazların devri ancak Türk tapu sicil kurallarına uyulması halinde başarıya ulaşır. Bu sebeple yabancı kararın içeriği ile Türk mülkiyet rejimi çelişmemelidir. Hak sahipleri paylarına düşen varlıkları yönetmek için bu teknik ayrımı gözetmelidir. Hukuki süreçlerin bu derinliği hak kayıplarının önlenmesi adına büyük bir ciddiyet gerektirir. Nitekim uzmanlık mülkiyet hakkının korunmasında en temel ihtiyaçtır.
Tenfiz Kararının Kesinleşmesi ve Tapu Tescili
Tenfiz davası sonucunda verilen karar kesinleştiğinde yabancı hüküm Türk kararıyla aynı güce erişir. Bu aşamadan sonra mirasçılar ilgili tapu müdürlüklerine tescil talebiyle başvuruda bulunabilir. Mahkeme ilamı veraset ve intikal vergisi dairesine sunularak yasal yükümlülükler yerine getirilir. Vergisel süreçlerin tamamlanması tapuda mülkiyet devrinin yapılabilmesi için ön koşul kabul edilir. Süreç karmaşık bürokratik basamaklar içerse de mülkiyetin tesciliyle güvenli limana ulaşır. Hak sahipleri tanıma ve tenfiz sayesinde sınır ötesindeki varlıklarını hukuken yasallaştırır. Nitekim bu prosedürler mülkiyet hakkının evrensel düzeyde korunmasını ve devamlılığını sağlar. Hukuki netlik her adımın kanunlar ihtilafı kurallarına tam uyumu ile mümkün olur. Sonuçta mirasın intikali bu disiplinli yargısal denetimin ardından başarıyla tamamlanmaktadır.
1. ÇELİKEL, Aysel, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul, Beta, 2022, s. 450.
2. MÖHUK m. 50 (Tenfiz Kararı Şartları).
3. NOMER, Ergin, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, 2022, s. 510.
4. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2021/4567 E., 2022/1234 K.
5. ŞANLI, Cemal, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul, 2021, s. 605.
6. MÖHUK m. 58 (Tanıma Şartları).
7. TEKİNALP, Gülören, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul, 2020, s. 680.
8. DOĞAN, Vahit, Tanıma ve Tenfiz, Ankara, Savaş Yayınevi, 2021, s. 225.


