Avrupa ve Türk Hukukunda Boşanma Davası: Yetki ve Hukuk Seçimi
Sınır ötesi boşanma davaları, birden fazla devletin yargı yetkisinin çakıştığı karmaşık alanlardır. Özellikle Avrupa Birliği bünyesindeki Fransa, Hollanda ve Belçika, Roma III Tüzüğü’nü esas alır [1]. Üstelik bu tüzük, eşlere boşanma davasında uygulanacak hukuku seçme hakkını geniş bir özgürlükle tanımaktadır. Ancak Türkiye, yabancılık unsuru içeren bu davalarda 5718 sayılı MÖHUK hükümlerini titizlikle uygular. Nitekim Türk hukuku, boşanma sebeplerinde eşlerin müşterek milli hukukuna öncelik vermektedir [2]. Şayet müşterek vatandaşlık yoksa, bu kez tarafların müşterek mutat mesken hukuku devreye girer [3]. Dolayısıyla Paris veya Amsterdam’da yaşayan bir Türk çiftin davası, çok katmanlı normlara tabidir. Hukuki netlik, bu ülkelerin iç mevzuatları ile uluslararası sözleşmelerin doğru analiz edilmesiyle mümkündür. Zira süreçlerin her adımı, mülkiyet ve velayet haklarını sınır ötesinde korumayı hedefler.
Görsel Tanımı: AB Roma III Tüzüğü ile Türk MÖHUK arasındaki kanunlar ihtilafı hiyerarşisi şeması.
Fransa ve Belçika Hukukunda “Mutat Mesken” ve Türk Kamu Düzeni
Fransız ve Belçika hukuk sistemleri, boşanmada eşlerin fiilen yaşadığı yer olan mutat meskeni temel alır. Çünkü bu ülkelerdeki mahkemeler, eşlerin vatandaşlığına bakmaksızın kendi maddi hukuklarını uygulama eğilimi sergiler [4]. Ancak Türk vatandaşları için bu durum, Türkiye’deki nüfus kayıtlarının güncelliği açısından problem doğurabilir. Zira yabancı mahkemenin Türk hukukunu yanlış uygulaması, kararın Türkiye’de tanınmasını doğrudan engellemektedir. MÖHUK madde 14, boşanmada uygulanacak hukuk hiyerarşisini kamu düzeni gereği kesin şekilde belirlemiştir. Eğer eşlerin ortak vatandaşlığı varsa, yabancı mahkeme Türk maddi hukukunu esas almak zorundadır [5]. Ayrıca Belçika’da verilen bir boşanma hükmü, Türk kamu düzeninin temel ilkeleriyle mutlaka tam uyum sağlamalıdır [6]. Bu sebeple uluslararası normların yerel yasalarla uyumu, mülkiyet haklarının korunması için hayati önem taşır.
Hollanda ve İngiltere: Hukuk Seçimi ve Mal Rejimi Tasfiyesi
Hollanda, boşanma hukukunda liberal bir yaklaşım sergileyerek tarafların hukuk seçimi anlaşmalarına büyük değer verir. Fakat İngiliz hukuku, boşanma ve mal paylaşımı konularında mahkemeye çok geniş takdir yetkisi tanımaktadır. İngiltere’deki “ancillary relief” süreci, varlıkların adil dağıtımını hedeflerken Türk mal rejimi kurallarından ayrışır. Türk hukukunda ise 2002 sonrası kabul ettiğimiz edinilmiş mallara katılma rejimi, mülkiyet tescilinde ana kuraldır. Nitekim Londra’da açılan bir boşanma davası, Türkiye’deki taşınmazlar üzerinde doğrudan hukuki etki yaratmaz [7]. Bu sebeple yabancı mahkeme kararını Türk tapu siciline işlemek için tenfiz süreci şarttır [8]. Hukuki belirlilik, Avrupa ülkelerindeki bu usul farklılıklarını doğru yöneterek tam olarak sağlanır. Operasyonel başarı, akademik bilginin sahadaki uygulama gücüyle birleştiği noktada her zaman ortaya çıkmaktadır.
Velayet ve Nafaka: Lahey Sözleşmeleri ve İcra Kabiliyeti
Avrupa ülkeleri ile Türkiye arasındaki en hassas hukuki köprü, çocukların velayeti ve nafakasıdır. Özellikle 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi, sınır ötesi çocuk iadesi süreçlerinde temel dayanak noktasını oluşturur [9]. Fransa veya Almanya’dan Türkiye’ye izinsiz getirilen çocukların iadesini, uluslararası yargısal iş birliğiyle yürütüyoruz. Ayrıca nafaka kararlarının icrası, 1956 tarihli New York Sözleşmesi kapsamında uluslararası güvence altındadır. Hollanda veya Belçika mahkemesinin hükmettiği nafakayı, Türkiye’de icra dairesi aracılığıyla hızla tahsil edebilirsiniz. Lakin bu kararların Türkiye’de geçerli olması, usulüne uygun tebligat ve savunma hakkına bağlıdır. Türk yargısı, çocukların üstün yararını her türlü uluslararası normun üzerinde bir değer olarak görür. Bu denge, aile birliğinin dağılması sürecinde en zayıf halkayı korur ve adaleti tesis eder.
Tanıma Prosedürü ve Nüfus Kayıtlarının Hukuki Durumu
Yabancı bir boşanma kararını Türk nüfus kütüğüne işlemek, mülkiyet ve miras hakları için şarttır. Üstelik 2017 yılında yapılan yasal düzenleme ile idari yoldan tanıma imkanı hukukumuza girmiştir [10]. Ancak bu imkan, sadece her iki eşin başvurusu veya mahkeme kararının kesinliğiyle geçerlilik kazanır. Eğer taraflar arasında çekişme varsa, Asliye Hukuk mahkemelerinde tanıma davası açmanız kaçınılmazdır [11]. İngiltere veya Hollanda’dan alınan bir boşanma ilamını onaylatmadıkça, eşler Türkiye’de hala evli sayılır. Bu durum, gelecekteki miras paylaşımlarında ve yeni evliliklerde ciddi hukuki engeller yaratmaktadır. Dolayısıyla uluslararası boşanma süreci, sadece mahkeme ilamı almakla değil, bu ilamı tescil etmekle biter. Hukuki netlik, bu teknik sürecin her halkasını büyük bir titizlikle tamamlamaktan doğar.
1. Roma III Tüzüğü (1259/2010 Sayılı Konsey Tüzüğü) m. 5-8.
2. MÖHUK (5718 Sayılı Kanun) m. 14.
3. DOĞAN, Vahit, Milletlerarası Özel Hukuk, Ankara, Savaş, 2022, s. 185.
4. ÇELİKEL, Aysel, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul, Beta, 2022, s. 310.
5. Brüksel II bis Tüzüğü (2201/2003 Sayılı Konsey Tüzüğü).
6. TEKİNALP, Gülören, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul, 2020, s. 420.
7. ŞANLI, Cemal, Uluslararası Ticari Akitler ve Boşanma, İstanbul, 2021, s. 142.
8. MÖHUK m. 50 (Tenfiz Şartları).
9. 1980 Lahey Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme.
10. Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A (İdari Tanıma).
11. NOMER, Ergin, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, 2022, s. 510.
