Terekede İhtiyati Tedbir

Terekede İhtiyati Tedbir

Terekede ihtiyati tedbir kararı, tereke davası sırasında bir tarafın malvarlığının korunması amacıyla alınan geçici bir karardır. Tereke tespiti davası sırasında mal varlığına el konulabilir veya satışı durdurulabilir. Bu durumda avukatlar, tereke davası açan taraf veya davaya karşı taraf olarak ihtiyati tedbir talep edebilirler.

Tereke, bir kişinin ölümünden sonra geride bıraktığı malvarlığıdır. Terekenin paylaşımı, mirasçılar arasında anlaşmazlıklara yol açabilir ve bu durumda tereke davası açılır. Tereke tespit davalarında, ihtiyati tedbir kararı  Sulh Hukuk Mahkemesi‘nden alınır

İhtiyati tedbir

Bir davada verilebilecek sonuçları etkileyebilecek nitelikte olan durumlarda, dava sürecinin sonucunu beklemeksizin, mağdur tarafın lehine karar verilecek bir geçici karardır. Yani ihtiyati tedbir, bir davada verilebilecek hükümlerin icrasını ya da men’ini sağlamak amacıyla, davaya konu olan mal varlığı veya kişi üzerinde hukuki koruma sağlamak için verilen kararlardır. Örneğin, bir malın satışı sonucunda doğabilecek zararların telafisi için ihtiyati tedbir kararı alınabilir veya bir mülk üzerindeki hak sahipliği durumunun tespiti için ihtiyati tedbir talep edilebilecektir.

Tereke davaları, oldukça hassas ve karmaşık süreçlerdir. Bu nedenle, tereke davalarında avukatlardan destek almak önemlidir. Avukatlar, müvekkilleri adına dava sürecinde doğru adımları atarak haklarını koruyabilirler. Ayrıca avukatlar, müvekkillerinin ihtiyati tedbir taleplerini etkili bir şekilde yapabilir ve davalarının sonuçlanmasını hızlandırabilecektir.

Terekede ihtiyati tedbir kararı alma süreci, bireysel olarak yapılması gereken bir işlem olmayabilir. Bu sürecin doğru bir şekilde yürütülmesi için deneyimli bir avukatın yardımı alınması önerilir. Bu sayede, tereke tespiti davası sırasında hukuki açıdan korunarak sonuca ulaşmak mümkündür.

Mirasçılık Belgesi Alınması

Mirasçılık Belgesi Alınması

Mirasçılık Belgesinin Alınması; Miras, bir kişinin ölümü sonrasında bıraktığı mal varlığıdır. Mirasın paylaşımı ise mirasçılar arasında gerçekleştirilir. Mirasçılık belgesi ise bir kişinin ölümü sonrasında mirasçılarının belirlenmesi ve mirasın paylaşımının yapılması için gerekli olan belgedir. Bu belge, Türkiye’deki noterlikler veya mahkemeler tarafından verilir.

Mirasçılık belgesinin alınması işlemi, genellikle bir avukat aracılığıyla yapılır. Avukat, mirasçıların tespiti ve belirlenmesi sürecinde de yardımcı olur. Türk Medeni Kanunu Madde 598 uyarınca belirtildiği üzere:

Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince
veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir.
Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet
alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe,
lehine tasarrufta bulunulan kimseye, sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı
olduğunu gösteren bir belge verilir.
Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.
Ölüme bağlı tasarrufun iptaline ilişkin dava hakkı saklıdır.

Mirasçılık belgesinin alınması, mirasın paylaşımı için gereklidir. Bu belge sayesinde, mirasın paylaşımı işlemi daha hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirilir. Ayrıca, mirasçıların haklarının korunması ve mirasın adil bir şekilde paylaşılması da sağlanmış olur.

Sonuç olarak, mirasçılık belgesi almak için öncelikle ölen kişinin ölüm belgesi ve nüfus kayıtları gereklidir. Bu belgelerle birlikte, mirasçıların kimlik bilgileri sunulmalıdır. Avukat aracılığıyla veya noterliklerde ve mahkemelerde yapılabilen mirasçılık belgesi işlemi, mirasın paylaşımı için gereklidir ve mirasçıların haklarının korunması için önemlidir.

İzale-i Şuyu Davası

İzale-i Şuyu Davası Nedir?

Türk Medeni Kanunu‘na göre miras hukuku alanında kullanılan bir terimdir. İzale-i şuyu, bir mirasın ortak mülkiyetinin sona erdirilmesi anlamına gelir. Bu davayı açmak isteyen kişi, mirasın ortak malı olan bir taşınırın veya taşınmazın paydaşlarından biridir ve maliki olmak istemektedir.

İzale-i Şuyu Davası Nasıl Açılır?

Mirasın ortak malı olan bir taşınmazın paydaşlarından biri tarafından  Sulh Hukuk Mahkemesi‘nde açılır. Davayı açmak isteyen kişi, mahkemeye başvurarak dava dilekçesi sunar. Dilekçede, davacının hangi taşınırı veya taşınmazı paylaştırmak istediği, paydaşların kimler olduğu ve bu paydaşların adresleri gibi bilgiler yer alır.

Dava dilekçesi mahkemeye sunulduktan sonra, mahkeme davayı açar ve paydaşlara davetiye gönderir. Davaya katılan taraflar, mahkemeye taşınmazın tapu kaydı, mirasçılık belgesi ve diğer belgelerle kanıtlarını sunarlar. Davada alınacak karar, tapu sicilindeki pay oranına göre verilir.

Ortak mal varlığı olan kişilerin bu mal varlığının paylaşımı konusunda açtığı bir davada avukatın rolü oldukça önemlidir. Peki avukatın bu davada ne gibi görevleri vardır? İşte, izale-i şuyu davasında avukatın önemi hakkında bilinmesi gerekenler:

  1. Hukuki Danışmanlık; Avukat, müvekkilini davaya hazırlar. Bu hazırlık aşamasında avukat, hukuki danışmanlık yapar ve müvekkilini davaya en iyi şekilde hazırlar.
  2. Delil Toplama: Davada avukatın bir diğer önemli görevi, delil toplamaktır. Bu süreçte avukat, müvekkilinin lehine olan delilleri toplar ve sunar.
  3. Dilekçe Hazırlama: Dava açılması için öncelikle bir dilekçe hazırlanması gerekir. Bu dilekçenin avukat tarafından hazırlanması, davaya başarıyla devam edilmesi için son derece önemlidir.
  4. Mahkeme Savunması: Dava sürecinde, avukat müvekkilini mahkemede savunur. Bu savunma sırasında avukat, müvekkilinin haklarını en iyi şekilde savunur ve müvekkilin lehine olan delilleri sunar.
  5. Uzlaşma Sağlama: İzale-i şuyu davası, taraflar arasında ihtiyari uzlaşma yoluyla da sonuçlandırılabilir. Bu durumda avukat, taraflar arasında bir uzlaşma sağlanması için gerekli çalışmaları yapar.

Sonuç olarak, dava sürecinde avukatın rolü oldukça önemlidir. Avukat, müvekkilini davaya en iyi şekilde hazırlar, delil toplar, dilekçe hazırlar, mahkeme savunması yapar ve uzlaşma sağlamaya çalışır. Bu nedenle, izale-i şuyu davası açılması durumunda bir avukattan destek almak önemlidir.

Sonuç olarak, izale-i şuyu davası, miras hukuku alanında önemli bir davadır. Bu davayı açmak isteyen kişilerin, bu konuda uzman bir avukattan yardım almaları önerilir.

2026 Sulh Hukuk Mahkemesi Avukatlık Ücretleri

2026 Sulh Hukuk Mahkemeleri Avukatlık Ücretleri

2026 Sulh Hukuk Mahkemeleri avukatlık ücretleri, kira, miras, tahliye ve ortaklığın giderilmesi gibi
günlük hayatta sık karşılaşılan uyuşmazlıklarda yol gösterici nitelik taşır.
Bu ücretler, İstanbul Barosu tarafından yayımlanan Tavsiye Niteliğinde En Az Avukatlık Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenmiştir.

Dava / İş Türü2026 Ücreti (TL)Alt Sınır Açıklaması
Kat Mülkiyetinden Kaynaklanan Davalar82.500Asgari ücret
Mirasçılık Belgesi (Mahkemeden)58.000Sulh Hukuk Mahkemesi
Mirasçılık Belgesi (Noterden)25.000Noter işlemi
Tahliye Davaları79.750Yıllık kira bedelinin %16’sından az olamaz
Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu)116.000Pay oranına göre %16 alt sınır
Vesayet ve Kayyım Davaları72.500Asgari ücret
Tereke Tedbirleri ve Mirasın Reddi65.000Özel miras işlemleri
Mirasta Defter Tutulması87.000Dava değerinin %16’sından az olamaz
Kira Tespiti – Davacı Vekilliği101.500Artan kira farkının %16’sı
Kira Tespiti – Davalı Vekilliği58.000Fark tutarının %16’sı
Delil Tespiti45.000Asgari ücret
Tevdi Mahalli Tayini45.000Ödeme yeri belirleme

Yukarıda yer alan 2026 Sulh Hukuk Mahkemeleri avukatlık ücretleri,
İstanbul Barosu
tarafından yayımlanan resmi tarifeye dayanmaktadır.
Bu tarifede belirtilen tutarlar asgari niteliktedir ve bağlayıcı değildir.
Mahkemeler bu ücretleri esas almaz; ancak avukatlar mesleki faaliyetlerinde bu tavsiye tarifesini dikkate alır.

Buna ek olarak, Sulh Hukuk Mahkemelerinde görülen davaların niteliği, dava değeri ve süresi,
avukatlık ücretinin belirlenmesinde doğrudan etkilidir.
Özellikle tahliye, ortaklığın giderilmesi ve kira tespiti davalarında,
yanlış veya eksik işlem yapılması telafisi güç sonuçlara yol açabilir.
Bu nedenle sürecin başından itibaren hukuki destek almak,
hem zaman hem de maliyet açısından avantaj sağlar.

Sonuç olarak, 2026 yılı için belirlenen bu ücretler,
hak arama sürecinde şeffaflık ve öngörülebilirlik sağlar.
Taraflar, İstanbul Barosu’nun belirlediği asgari sınırlar dikkate alınarak
avukat ile serbestçe ücret anlaşması yapabilir.

Şufa Davası

Şufa Davası

 

Şufa davası;  malikin satışa çıkardığı taşınmazın, öncelikli olarak aynı taşınmazın ortak maliklerine veya kira hakkı sahibine satılması talebiyle açılan bir davaya verilen isimdir. Şufa hakkını kimlerin kullanabileceği, Türk Medeni Kanunu’nun 732. maddesinde düzenlenmiştir.

Bir şufa davası, taşınmazın tamamı için açılabileceği gibi, yalnızca belli bir kısmı için de açılabilir. Şufa hakkı, paydaşların elindeki pay oranına göre kullanılır. Eğer paydaşlardan biri şufa hakkını kullanmak istemezse, diğer paydaşlar arasında eşit olarak paylaştırılır.

Şufa davası genellikle, özellikle aileler arasında bir anlaşmazlık olduğunda ortaya çıkar. Örneğin, aynı evi miras yoluyla paylaşan kardeşlerden biri evi satmaya karar verirse, diğer kardeşler şufa hakkını kullanarak evi satın alabilirler.

Şufa davası açmak için, öncelikle ortaklığın kanıtlanması gerekmektedir. Ardından, şufa hakkını kullanmak isteyen tarafın açacağı dava sonucunda mahkeme, şufa hakkının kullanılabileceğine ve diğer paydaşlara teklifte bulunulmasına karar verebilir.

Bu dava, hem alıcı hem de satıcı açısından bazı avantajlar sağlayabilir. Alıcılar, taşınmazın piyasa değerinin altında bir fiyata sahip olabilirler. Satıcılar ise, taşınmazı güvenilir bir alıcıya satabilirler ve aile içi anlaşmazlıkların önüne geçebilirler.

Şufa davası açmak, oldukça teknik bir süreçtir ve avukat yardımı almak son derece önemlidir. Bu davayı kazanmak için gerekli olan kanıtların toplanması, davanın doğru şekilde hazırlanması ve mahkemede savunmanın yapılması gerekmektedir. Bu nedenle, bir şufa davası açılması durumunda, uzman bir avukatın yardımı alınması önerilmektedir.

TMK 657. Madde

Madde 657 – Taşınmazlar, paylaşmanın yapıldığı zamandaki gerçek değerleri esas alınarak mirasçılara özgülenir.

Tarımsal taşınmazlar gelir değerine, diğer taşınmazlar sürüm değerine göre özgülenir.

Gerekçe

Türk Medeni Kanunu 657. maddesinin gerekçesi ise şu şekildedir:

Eski Kanunun 595 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddeye taşınmazların değeri ile ilgili olarak yeni bir fıkra eklenmiştir.

Terekedeki tarımsal taşınmaz malların, mirasçılara satış değeri ile değil, gelir değeri ile özgülenmesi, mirasçılar aşırı değer dalgalanmaları karşısında korumaya daha elverişli ve hakkaniyete de daha uygun olacağından, tarımsal taşınmazların gelir değeri, diğer taşınmazların da sürüm değeri ile özgüleneceği düzenlenmiştir.

1 2