EŞLER ARASINDA MAL REJİMLERİ

EŞLER ARASINDA MAL REJİMLERİ
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun kabulüyle, Türk aile hukukunda edinilmiş mallara katılma rejimi yasal rejimi olarak kabul edilmiştir. Önceki, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi, mal rejiminin tasfiyesinde özellikle çalışmayan kadın aleyhine düzenlemeler içermekteydi. Anılan önceki yasada, kabul edilen yasal mal rejimi olan mal ayrılığı rejiminde, uygulamanın geliştirdiği katkı payı kavramı bir tarafa bırakılırsa, evlilik birliğinde sahip olunan mallardan çalışmayan kadının hiçbir hakkı bulunmamaktaydı. Kadının ev işleri yapması, çocuk yetiştirmesi gibi emekleri karşılıksız kalmaktaydı. Bu olumsuzlukları gidermek amacıyla yeni yasada edinilmiş mallara katılma rejimine yer verildi.

MAL REJİMİNİN GENEL ESASLARI
I.KAVRAM VE KAPSAM
Mal rejimi kavramı ile eşler arasında, eşlerin mallarının tabi olduğu hukuki rejimi, malların yönetimini, eşlerin birbirlerinin mallarının üzerinde hak ve yetkileri ile borçlardan sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler anlaşılır. Eşler arasındaki malvarlıklarının yönetiminde eşlerin birbirlerine ve üçüncü kişilere karşı olan durumları genel malvarlığı kurallarından ayrılmaktadır.
Türk Medeni Kanununda mal rejimleri 202 ila 281. maddeler arasında düzenlenmiştir. Bu bağlamda; 202 ila 217 maddeleri arasında mal rejimlerine ilişkin genel hükümler, 218 ila 241 maddelerinde kural/yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi, 242 ve 243. maddelerinde mal ayrılığı, 244 ila 255 maddeleri arasında paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, 256 ila 281 maddeleri arasında ise mal ortaklığı rejimi düzenlenmiştir.
MAL REJİMİNİN TÜRLERİ
A. Akdi Mal Rejmi
1.Genel Olarak
Eşler evliliğin tabi olacağı mal rejimini bir sözleşme ile belirleyebiliriler. Ancak eşler bu konuda sözleşme serbestîsine sahip olmayıp ancak kanunda tipleri belirlenen mal rejimlerinden birisini seçebilirler. Bilindiği gibi 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinde yasal mal rejimi olarak mal ayrılığı, akdi rejim olarak da mal birliği, mal ortaklığı ve sınırlı mallarda ortaklık rejim tipleri düzenlenmişti. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun da yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimi, akdi mal rejimi ise; mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı olarak yer almıştır.
2. Şartları
a. Ehliyet
Mal rejimi sözleşmesi, ancak ayırt etme gücüne sahip olanlar tarafından yapılabilir. Küçükler ile kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızasını almak zorundadırlar ( TMK m. 204). Evlilik daha küçük yaşlarda da yapılabileceğinden yasa mal rejimi yapılması için ergin olmayı aramamış, ayırt etme gücüne sahip olmayı yeterli saymıştır. Mal rejimi sözleşmesi yapma kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Bu nedenledir ki yasada yasal temsilcilerin rızasından bahsedilmiştir. Daha açık ifadesi ile yasal temsilci ilgili eş adına temsilen mal rejimi sözleşmesi yapamayacaktır. Eşler mal rejimi sözleşmesi ni bizzat yapmak zorundadırlar. Mal rejimi sözleşmesinde bilgili eş velayet altında ise veli tarafından kısıtlı ve kendisine vasi atanmışsa vasi tarafından bu rızanın verilmesi gerekir.
b. Şekil
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra evlenenler; evlenmeden önce veya sonra noterde (düzenleme veya onaylama şeklinde) yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle, kanunda gösterilen akdi mal rejimlerinden birini, ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilirler veya evlenme “Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez.Ancak, hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir” (TMK m.124).
Bilindiği gibi TMK 336 ncı maddesi uyarınca evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. İşte bu halde rızayi ana ve babanın birlikte vermeleri gerekir. Velayet eşlerden birisini överilmişse bu eş tarafından zazanın verilmesi gerekir. Evlilik dışı doğumlarda ise velayet annede olacağından kaza anında anne tarafından verilmesi gerekir ( TMK m.337 ).Kısıtlılar bakımından vasinin izninden başka vesayet makamının da izninin gerekli olduğu unutulmamalıdır( TMK m462/9). Mal rejimi sözleşmesinin mutlaka noterde yapılması zorunludur. Noterde, düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması, mal rejimi sözleşmesinin geçerlilik koşuludur.başvurusu sırasında, yetkili evlendirme memuruna hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirebilirler. Ayrıca; mal rejimi sözleşmesinin bizzat taraflarca yapılması zorunludur,vekil aracılığıyla mal rejimi sözleşmesi yapılamaz.
B. Kanuni/Kural Mal Rejimi
Eğer mal rejimine ilişkin bir sözleşme yapmamışlarsa, aralarında kanun gereği “edinilmiş mallara katılma” rejimi geçerli olur. Diğer bir ifadeyle Noterde bir mal rejimi sözleşmesi yapmamışlarsa veya evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yetkili evlendirme memuruna yazılı olarak bildirmemişlerse, evlenme tarihinden geçerli olmak üzere, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olurlar. (TMK. m.202/1) 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi; yasal mal rejimi olarak mal ayrılığını; akdi rejim olarak da; mal birliği, mal ortaklığı ve sınırlı mallarda ortaklık rejimlerini kabul etmişti. 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ise, eşler arasında yasal rejim olarak “edinilmiş mallara katılma” rejimini, akdi mal rejimleri olarak da, mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı rejimini kabul etmiştir.
MAL REJİMİNİN SINIFLANDIRILMASI
A.Olağan mal rejimi
Zorunlu olarak başka bir mal rejiminin seçildiği ya da başka bir mal rejimine geçildiği haller hariç, edinilmiş mallara katılma rejimi, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı rejimleri olağan mal rejimleridir.
B. Olağanüstü Mal Rejimi
Kanunun belirttiği olağanüstü durumlarda, mal ayrılığı rejiminin doğrudan ya da hâkim kararıyla veya eşlerden birisinin isteği üzerine belirlendiği durumlarda olağanüstü bir mal rejiminden söz edilir. Şu hale göre olağanüstü mal rejimi sadece mal ayrılığı rejimidir. Zira olağanüstü durumlarda seçilen/geçilen mal rejimi mal ayrılığı rejimidir.
1- Genel Olarak Olağanüstü Mal Rejimine Geçiş
a. Eşlerin Talebi İle
Haklı bir sebep varsa, hakim eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir (TMK. m.206) .
evlendirme memurlarının mal rejimi sözleşmesi yapma yetkileri yoktur. Onlar, sadece, evlenme başvurusu sırasında, evleneceklerin hangi mal rejimini seçtiklerine dair varsa yazılı başvurularını alabilir. Ve bunu evlenme defterine geçerler.
aa. Birlikte Yaşamaya Ara Verilmesi Halinde
Bilindiği gibi eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir(TMK m. 197/1). İşte bu halde birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır(TMK m. 197/2). Öğretide hâkimin eşlerin mallarının yönetimine ilişkin alacağı tedbirlerin olağanüstü mal rejimi olan mal ayrılığına geçiş olacağı ileri sürülmektedir

bb. Haklı Nedene Dayalı Olarak Olağanüstü Mal Rejimine Geçiş
aaa. Genel Olarak Haklı Sebep
Haklı sebepler kanunda sayma yoluyla belirtilmemiştir. Her olayın özelliğine göre hakim takdir edecektir. Sözgelimi Yargıtay bir kararında; eşlerin fiilen ayrı yaşıyor olmalarını tek başına, Türk Medeni Kanununun 206. maddesi uyarınca haklı sebep olarak yorumlanamayacağını ve bu halin mal ayrılığına geçilmesi için yeterli neden sayılamayacağını belirtmiştir.
bbb. Kanuni Örneklemeler
Kanunda bazı durumlarda haklı sebebin varlığı karine olarak kabul edilmiş ve bunlar örnekleme yoluyla sayılmıştır. Şu hallerde haklı sebep vardır : Diğer eşe ait malvarlığı borca batık ise veya mal ortaklığında ortaklıktaki payı haczedilmiş ise, Diğer eş, istemde bulunan eşin veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş ise, (örneğin, diğer eşin hiç çalışmaması, birlik giderlerine ve birliğe hiçbir katkıda bulunmaması, sorumsuz ve hesapsız şekilde borçlanması bu hale örnek gösterilebilir.)
Diğer eşin, ortaklık malları üzerinde bir tasarruf işlemi yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmaksızın esirgemesi, Diğer eşin, istemde bulunan eşe, mal varlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması, Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması,
Bu hallerden birinin gerçekleşmesi halinde, eşlerden birinin istemi üzerine hakim, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilecektir. (TMK. m. 206)
ccc. Yetki
Mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesi davasında yetkili mahkeme, eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir (TMK.m.207)
b. Alacaklının Talebi İle Olağanüstü Mal Rejimine Geçiş
Mal ortaklığını kabul etmiş olan eşlerden birine karşı icara takibinde bulunan alacaklı da, haciz uygulamasından zarara uğrarsa, hâkimden mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir. (TMK. m.210/1) Alacaklının istemi her iki eşe yöneltilir. Yetkili mahkeme, borçlu eşin yerleşim yeri mahkemesidir. Alacaklı tatmin edildiği takdirde, eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, mal ortaklığının yeniden kurulmasına karar verebilir.
c. Kanun Gereği Olağanüstü Mal Rejimine Geçiş
Eğer eşler, mal rejimi sözleşmesiyle aralarında “mal ortaklığını” kabul etmişlerse, eşlerden birinin iflasına karar verildiği takdirde, ortaklık kendiliğinden mal ayrılığına dönüşür (TMK. m.209).kanun gereği olağanüstü mal rejimine geçişin salt mal ortaklığı rejimi için kabul edildiği ve olağanüstü mali rejimi olan mal ayrılığına geçişin bir mahkeme hükmüne gerek kalmaksızın kendiliğinden gerçekleşeceği unutulmamalıdır.
d. Tasfiye
Yasal ve akdi mal rejimlerinden mal ayrılığına geçildiği taktirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşler arasında önceki mal rejiminin tasfiyesi, bu rejime ilişkin hükümlere göre yapılır (TMK. m.212). Maddenin ifadesi yanlış anlamaya müsait ise de, kastedilen şudur: olağanüstü mal rejimine geçişte, önceki mal rejimi tasfiye edilecektir. Tasfiye edilecek mal rejimi önceki mal rejimi olduğuna göre tasfiye önceki mal rejimi hükümlerine göre yapılacaktır. Demek ki tasfiye edinilmiş mallara katılma rejimi, paylaşmalı mal ayrılığı rejimi ya da mal ortaklığı rejimlerinden hangisi kabul edilmişse o hükümlere göre tasfiye gerçekleştirilecektir.
2. Olağanüstü Mal Rejiminin Sona Ermesi
TMK m. 208/2 uyarınca, mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması halinde hakim, yine eşlerden birinin istemi üzerine, eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir. Bu durum sadece olağanüstü mal rejimine geçiş nedeninin ortadan kalkması halinde mümkündür ve ancak hakim kararıyla olur. Yine TMK m. 208/21 uyarınca da eşler, her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilirler. Bu ancak eşlerin anlaşması ile mümkündür ve dikkat edildiğinde anlaşma için olağanüstü rejime geçişi gerektiren nedenin ortadan kalkmasına gerek yoktur.
Bilindiği gibi mal ortaklığını kabul etmiş olan eşlerden birinin iflasına karar verildiği takdirde, ortaklık kendiliğinden mal ayrılığına dönüşüyordu(TMK m. 209). Yine, mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden birine karşı icra takibinde bulunan alacaklı, haczin uygulanmasında zarara uğrarsa, hâkimden olağanüstü mal rejimine geçilmesine karar verilmesini isteyebiliyordu(TMK m. 209). İşte bu hallerde borç ifa edilmiş yada alacaklı herhangi bir şekilde tatmin edilmiş ise eşlerden birinin istemi üzerine hakim, mal ortaklığının yeniden kurulmasına karar verebilir yada eşler, mal rejimi sözleşmesiyle edinilmiş mallara katılma rejimini kabul edebilirler(TMK m. 211). Kanun, mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması halinde, eski rejime dönülmesi isteğine ilişkin davada yetkili mahkemeyi ayrıca göstermemiştir. Eski rejime dönülmesi davasından da yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi olması gerekir, zira mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine hangi mahkeme karar vermişse, mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması halinde eski rejime geri dönülmesi istemine ilişkin davanın da aynı mahkemede görülmesi işlemde paralellik olarak kıyasen düşünülebilir.
IV. TASFİYEDE GÖREV VE YETKİ
A.Yetki
İster yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimi, ister sözleşmeyle kabul edilen akdi mal rejimi olsun; eşler arasındaki veya evlilik birliğinin ölümle sona ermesi halinde; sağ eş ile ölen eşin mirasçıları arasındaki bütün mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda aşağıdaki yetki kuralları geçerlidir.
1. Mal Rejiminin Ölümle Sona Ermesinde Yetki
Mal rejimi, ölümle sona ermişse, ölenin son yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir(TMK.214/1).
2. Boşanma Ve Evlenmenin İptali Nedeniyle Mal Rejiminin Sona Ermesinde Yetki
Boşanmaya, evliliğin iptaline karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme tasfiye davalarında da yetkilidir(TMK.214/2).
3. Mal Ayrılığına Karar Verilmesi Nedeniyle Tasfiyede Yetki
Hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, mal ayrılığına karar veren mahkeme tasfiye davasında da yetkili olan mahkemedir(TMK.214/2).
4. Genel Olarak Diğer Hallerde Yetkili Mahkeme
Yukarıda sayılan haller dışındaki diğer durumlarda, davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi tasfiye davalarında yetkilidir(TMK.214/son).
B. Görev
Görev aile mahkemesine, o yerde henüz aile mahkemesi kurulmamışsa bu
sıfatla ilgili asliye Hukuk mahkemesine aittir. Bu konuda aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerinin davaya “aile” sıfatıyla
V. ALACAKLILARIN KORUNMASI
Mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin tasfiyesi, eşlerden birinin veya ortaklığın alacaklılarının üzerinden haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında bırakamaz. Kendisine böyle mallar geçmiş olan eş, borçlardan kişisel olarak sorumludur. Ancak söz konusu malların borcu ödemeye yetmediğini ispat ettiği takdirde bu ölçüde kendisini sorumluluktan kurtarabilir (TMK. m.213) İfadeden de anlaşılacağı üzere, borçlu olmayan eş kendisine geçen mal veya malların değeriyle sınırlı olarak sorumlu olacaktır. Konuyu şöyle açılayabiliriz: alacaklı önce borçlu eşe gidecektir. Alacaklı borçlu eşten alacağını alarak tatmin olmamışsa bu takdirde ancak diğer eşe gidebilecektir. Mal rejimi kurulduğunda ya da olağanüstü mal rejimine geçildiğinde önceki rejim tasfiye edilecektir. Bu halde, önceki rejimin tasfiyesi halinde; eşlerden birinin yada mal ortaklığı rejiminde alacaklıların haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında çıkarmayacaktır. tasfiye sonucu, kendisine, mal geçmiş olan eş, “bu mal tasfiyede bana düştü, o nedenle bu malı, alacağınıza karşılık haczedemezsiniz” diyemez…!
VI. BİR EŞİN MALLARININ YÖNETİMİNİN DİĞER EŞE BIRAKILMASI
A. Şekli
a. Mal Rejimi Sözleşmesiyle
Mal rejimi sözleşmesiyle akdi veya kanuni mal rejimlerinde; eşlerden biri, açık veya zımni, ister kişisel olsun ister edinilmiş yada ortak olsun, mallarının yönetimini diğer eşe bırakabilir (TMK. m.215) .Sözleşmeyle kabul edilmiş olan mal rejiminin kaldırılmasına karar verebilir(TMK m. 180). Bu halde de yetkili mahkemenin TMK m. 214/2 gereğince belirleneceği kıyasen düşünülür.
b. Hizmet Veya Şirket Sözleşmesiyle
Bir eşin mallarının yönetimi bir hizmet sözleşmesi ya da şirket sözleşmesi çerçevesinde diğer eşe bırakılabilir. B.Uygulanacak Hükümler Malların yönetiminin mal rejimi sözleşmesiyle diğer eşe bırakılması halinde vekâlet hükümleri, hizmet ya da şirket sözleşmesiyle yönetimini diğer eşe bırakılması halinde ise hizmet akdine ya da şirketler hukukuna ilişkin hükümler uygulanır.
VII. MALLARIN ENVANTERİNİN YAPILMASI İSTEĞİ
Eşlerden her biri, diğerinden her zaman mallarının envanterinin resmi senetle yapılmasını isteyebilir. Bu envanter, malların getirilmesinden başlayarak bir yıl içinde yapılmışsa, aksi ispatlanmış olunmadıkça bu envanterin doğru olduğu kabul edilir(TMK m. 216).
VIII. EŞLER ARASI BORÇ İLİŞKİLERİ
A. Cebri İcra Yasağının Olmaması
Eşler arasındaki mal rejimi; ister yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimi olsun, ister akdi mal rejimlerinden biri olsun; mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez (TMK. m.217). İfadeden de anlaşılacağı üzere mal rejiminden kaynaklanan alacak dışında şu ya da bu nedenle aralarındaki bir alacak borç ilişkisi nedeniyle her zaman vadesi gelmiş alacakları için diğeri aleyhine takip yapabilir, alacağın yerine getirilmesini isteyebilir. Eşlerin birbirlerine olan borçlarından dolayı zamanaşımı işlemez, evlilikten önce işlemeye başlamış ise zamanaşımı kesilir(BK m. 132/3)17. Cebri icra yasağının kaldırılmış olmasına ve mal rejiminin eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez ise de Borçlar Kanunundaki bu hüküm kaldırılmamıştır.
B. Borçların ertelenmesi isteği
1. Genel Olarak
Borcun yerine getirilmesi halinde evlilik birliğini tehlikeye düşürür ölçüde diğer eşi ciddi güçlüklere duçar edecekse bu eş borcun ödenmesi için hâkimden uygun bir önel isteyebilir(TMK. m.217). Kuşkusuz bu halde borçlar kanunundaki vekalet hükümleri uygulama yeri bulmayacaktır.
2. Teminat İstenmesi
Bir eşin borcun ertelenmesini istemesi üzerine şartlar gerektiriyorsa, hâkim, istemde bulunan eşin teminat göstermesini ister(TMK. m.217).

BOSANMA HALINDE MADDİ ve MANEVI TAZMINAT

BOSANMA HALINDE MADDİ ve MANEVI TAZMINAT

A – GENELOLARAK
Boşanma kararı ile eşler arasındaki evlilik birligi sona erer .Boşanma eşler açısından bir takım sonuclar dogurur, bunlardan belki de en önemlisi mali sonuçlarıdır. inceleme konumuz, boşanmanın mali sonuçlarından olan maddi ve manevi tazminatın Konuyu düzenleyen Medeni Yasa’nın (MY)143. maddesinin başlığında açıkça “boşanma halinde tazminat” denmiştir.
Boşanma nedeniyle maddi ye manevi tazminata karar verilebilmesi için, öncelikle evlilik birliği boşanma kararı ile sona ermiş olmalıdır. Açılmış olan boşanma davasının reddedilmesi halinde, maddi ye manevi tazminata karar verilemez (Ayrılığa karar verilmesi halinde de tazminata karar verilemez) Boşanma kararının kesinleşmesinden sonra, eşler arasındaki evlilik bağı sona erdiğinden eşlerin birbirlerine karşı olan hak ye yükümlülükleri de ortadan kalkar, kişisel ye mali durumlarında önemli değişiklikler oluşur.
Boşanmanın kişisel sonuçlan, evlenme ile kazanılan vatandaşlık halde, erginlik, sihri hısımlık, kadının soyadı eşlerin birbirlerine karşı cebri icra yoluna gidebilmesi, mirasçılık sıfatının kaybı ye çocuklarla ilgili lanlardır.
Mali sonuçlar ise; ortak malların tasfiyesi, mai rejimi sözleşmesinin sağladığı yarar, maddi ye manevi tazminat ile yoksulluk nafakasıdır Boşanma halinde, eşlerin kişisel ye mali durumlarında meydana gelen bu değişiklikler eşler açısından yeni sorunlar ortaya çıkarır. Özellikle, boşanmanın Mali sonuçları taraflar arasında yeni uyuşmazlıkların çıkmasına neden olur.
B – BOSANMA HALINDEKi MADDİ VE MANEVI TAZMiNATIN OZELLIKLERiİ
Tazminat, bir zararın sonucudur; zarar kavramının içine hem maddi zarar, hem de manevi zarar girer. Dar anlamda maddi zarar, geniş anlamda ise her ikisini de kapsar. Ne var ki, zarar kavramı ile kastedilen maddi zarardır. Maddi zarar kısaca, karşılığı maddi olarak (para ile) hesaplanarak tazmin edilebilen zarar olarak açıklayabiliriz. Zarar, malvarlığında meydana gelen eksilmedir. Malvarlığındaki eksilme ise, bir değişildiğin sonucudur Mal varlığı iki durumu arasında yapılan bir karşılaştırmayı kapsar
Haksız eylem işlenmeseydi malvarlığı hangi! durumda bulunacak idiyse, işte o durumla şimdiki durum (hâksiz eylemden sonraki) arsamdaki fark zararı ifade eder. Manevi zarar ise, gerçek bir zarar değildir. Bu yüzden oluşan manevi zararın karşılığı maddi yönden tam olarak hesaplama olanağı yoktur.
Manevi zarar kişinin, kişilik haklarına yönelik hâksiz bir saldırı sonucu o kişide yarattığı manevi (tinsel) olumsuzlukları ifade eder. Kişilik haklarına yönelik bu haksız saldırı sonucu bedensel ve ruhsal yapıda duyuIan ıstırap, elem, vb duyguların yarattığı etkiler nedeniyle oluşan, yaşama bağlılıktan kopma ye ruhsal çöküntünün biraz da olsa yatıştırılması amacıyla manevi tazminat kabul edilmiştir Manevi tazminat, bir ceza olmadığı gibi, bir zenginleşme aracı da değildir.
BorçlarYasasının (3.1″) 41.vd.maddelerinde düzenlenmiş olan haksız fiilden kaynaklanmış maddi tazminat ile boşanma nedeniyle kusursuz eşin diğer eşten isteyebileceği maddi tazminatı dizenleyken yasanın 143/1 maddesindeki maddi tazminat, gösterdikleri Özellikler bakımından birbirlerinden çok farklıdır. M.Ynın 143/1 maddesi genel tazminat esaslarından aynlarak kendine ozgü bir kural getirmiştir

VELÂYET

VELÂYET
A. Genel olarak
I. Koşullar
MADDE 335.- Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz.

Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar.
II. Ana ve baba evli ise
MADDE 336.- Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar.

Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir.

Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.

III. Ana ve baba evli değilse
MADDE 337.- Ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir.

Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velâyet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velâyeti babaya verir.

IV. Üvey çocuklar

MADDE 338.- Eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermekle yükümlüdürler.

Kendi çocuğu üzerinde velâyeti kullanan eşe diğer eş uygun bir şekilde yardımcı olur; durum ve koşullar zorunlu kıldığı ölçüde çocuğun ihtiyaçları için onu temsil eder.

B. Velâyetin kapsamı

I. Genel olarak

MADDE 339.- Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar.

Çocuk, ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür.

Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanırlar; önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutarlar.

Çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi terkedemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz.

Çocuğun adını ana ve babası koyar.

II. Eğitim

MADDE 340.- Ana ve baba, çocuğu olanaklarına göre eğitirler ve onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâkî ve toplumsal gelişimini sağlar ve korurlar.

Ana ve baba çocuğa, özellikle bedensel ve zihinsel özürlü olanlara, yetenek ve eğilimlerine uygun düşecek ölçüde, genel ve meslekî bir eğitim sağlarlar.

III. Dinî eğitim

MADDE 341.- Çocuğun dinî eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir.

Ana ve babanın bu konudaki haklarını sınırlayacak her türlü sözleşme geçersizdir.

Ergin, dinini seçmekte özgürdür.

IV. Çocuğun temsil edilmesi

MADDE 342.- Ana ve baba, velâyetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler.

İyiniyetli üçüncü kişiler, eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabilirler.

Vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümler velâyetteki temsilde de uygulanır.

V. Çocuğun fiil ehliyeti

MADDE 343.- Velâyet altındaki çocuğun fiil ehliyeti, vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibidir.

Çocuk, borçlarından ana ve babanın çocuk malları üzerindeki haklarına bakılmaksızın kendi malvarlığı ile sorumludur.

VI. Çocuğun aileyi temsil etmesi

MADDE 344.- Velâyet altındaki çocuk, ayırt etme gücüne sahip ise ana ve babanın rızasıyla aile adına hukukî işlemler yapabilir; bu işlemlerden dolayı ana ve baba borç altına girer.

VII. Çocuk ile ana ve baba arasındaki hukukî işlemler

MADDE 345.- Çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır.

C. Çocuğun korunması

I. Koruma önlemleri

MADDE 346.- Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.

II. Çocukların yerleştirilmesi
MADDE 347.- Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir.

Çocuğun aile içinde kalması ailenin huzurunu onlardan katlanmaları beklenemeyecek derecede bozuyorsa ve durumun gereklerine göre başka çare de kalmamışsa, ana ve baba veya çocuğun istemi üzerine hâkim aynı önlemleri alabilir.

Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu önlemlerin gerektirdiği giderler Devletçe karşılanır.

Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.

III. Velâyetin kaldırılması

1. Genel olarak

MADDE 348.- Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hâllerde velâyetin kaldırılmasına karar verir:

1. Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, özürlü olması, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velâyet görevini gereği gibi yerine getirememesi.

2. Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.

Velâyet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır.

Kararda aksi belirtilmedikçe, velâyetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar.

2. Ana veya babanın yeniden evlenmesi hâlinde

MADDE 349.- Velâyete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi, velâyetin kaldırılmasını gerektirmez. Ancak, çocuğun menfaati gerektirdiğinde velâyet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve koşullara göre velâyet kaldırılarak çocuğa vasi de atanabilir.

3. Velâyetin kaldırılması hâlinde ana ve babanın yükümlülükleri

MADDE 350.- Velâyetin kaldırılması hâlinde ana ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder.

Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderler Devletçe karşılanır.

Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.

IV. Durumun değişmesi

MADDE 351.- Durumun değişmesi hâlinde, çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin yeni koşullara uydurulması gerekir.

Velâyetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkmışsa hâkim, re’sen ya da ana veya babanın istemi üzerine velâyeti geri verir.

evliliğiniptali

evliliğin iptali

Aşağıdaki hallerin varlığı halinde evliliğin İptali davası açılabilr
EVLENME EHLİYETİ
A. Ehliyetin koşulları
I. Yaş
MADDE 124.- Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez.
Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir.
II. Ayırt etme gücü
MADDE 125.- Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez.
III. Yasal temsilcinin izni
1. Küçükler hakkında
MADDE 126.- Küçük, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez.
2. Kısıtlılar hakkında
MADDE 127.- Kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez.
3. Mahkemeye başvurma
MADDE 128.- Hâkim, haklı sebep olmaksızın evlenmeye izin vermeyen yasal temsilciyi dinledikten sonra, bu konuda başvuran küçük veya kısıtlının evlenmesine izin verebilir.
Evlenme engelleri
I. Hısımlık
MADDE 129.- Aşağıdaki kimseler arasında evlenme yasaktır:
1. Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında,
2. Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında,
3. Evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında.
II. Önceki evlilik
1. Sona erdiğinin ispatı
a. Genel olarak
MADDE 130.- Yeniden evlenmek isteyen kimse, önceki evliliğinin sona ermiş olduğunu ispat etmek zorundadır.
b. Gaiplik durumunda
MADDE 131.- Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez.
Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir.
Ayrı bir dava ile evliliğin feshi, davacının yerleşim yeri mahkemesinden istenir.
2. Kadın için bekleme süresi
MADDE 132.- Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.
Doğurmakla süre biter.
Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.
III. Akıl hastalığı
MADDE 133.- Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbî sakınca bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler.
BATIL OLAN EVLENMELER
A. Mutlak butlan
I. Sebepleri
MADDE 145.- Aşağıdaki hâllerde evlenme mutlak butlanla batıldır:
1. Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması,
2. Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması,
3. Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması,
4. Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın bulunması.
II. Dava açma görevi ve hakkı
MADDE 146.- Mutlak butlan davası, Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen açılır.
Bu dava, ilgisi olan herkes tarafından da açılabilir.
III. Dava hakkının sınırlanması veya kalkması
MADDE 147.- Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen dava edilemez; fakat her ilgili, mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir.
Ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmiş olması durumlarında mutlak butlan davasını yalnız ayırt etme gücünü sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşen eş açabilir.
Evliyken yeniden evlenen bir kimsenin önceki evliliği mutlak butlan kararı verilmeden önce sona ermişse ve ikinci evlenmede diğer eş iyiniyetli ise, bu evlenmenin butlanına karar verilemez.
B. Nisbî butlan
I. Eşlerin dava hakkı
1. Ayırt etme gücünden geçici yoksunluk
MADDE 148.- Evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eş, evlenmenin iptalini dava edebilir.
2. Yanılma
MADDE 149.- Aşağıdaki durumlarda eşlerden biri evlenmenin iptalini dava edebilir:
1. Evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği hâlde yanılarak bu evlenmeye razı olmuşsa,
2. Eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmişse.
3. Aldatma
MADDE 150.- Aşağıdaki durumlarda eşlerden biri evlenmenin iptalini dava edebilir:
1. Eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya onun bilgisi altında bir başkası tarafından aldatılarak evlenmeye razı olmuşsa,
2. Davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse.
4. Korkutma
MADDE 151.- Kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak evlenmeye razı edilmiş eş, evlenmenin iptalini dava edebilir.
5. Hak düşürücü süre
MADDE 152.- İptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
II. Yasal temsilcinin dava hakkı
MADDE 153.- Küçük veya kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadan evlenirse, izni alınmayan yasal temsilci evlenmenin iptalini dava edebilir.
Bu suretle evlenen kimse sonradan onsekiz yaşını doldurmak suretiyle ergin olur, kısıtlı olmaktan çıkar veya karı gebe kalırsa evlenmenin iptaline karar verilemez.
C. Butlanı gerektirmeyen sebepler
I. Bekleme süresine uymama
MADDE 154.- Kadının bekleme süresi bitmeden evlenmesi, evlenmenin butlanını gerektirmez.
II. Şekil kurallarına uymama
MADDE 155.- Evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış olan bir evliliğin kanunun diğer şekil kurallarına uyulmaması sebebiyle butlanına karar verilemez.
D. Butlan kararı
I. Genel olarak
MADDE 156.- Batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer. Mutlak butlan hâlinde bile evlenme, hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.
II. Sonuçları
1. Çocuklar yönünden
MADDE 157.- Mahkemece butlanına karar verilen bir evlilikten doğan çocuklar, ana ve baba iyiniyetli olmasalar bile evlilik içinde doğmuş sayılırlar.
Çocuklar ile ana ve baba arasındaki ilişkilere boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.
2. Eşler yönünden
MADDE 158.- Evlenmenin butlanına karar verilirse, evlenirken iyiniyetli bulunan eş bu evlenme ile kazanmış olduğu kişisel durumunu korur.
Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı hakkında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.
E. Mirasçıların dava hakkı
MADDE 159.- Evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez. Ancak, mirasçılar açılmış olan davayı sürdürebilirler. Dava sonucunda evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder.
F. Yetki ve yargılama usulü
MADDE 160.- Evlenmenin butlanı davasında, yetki ve yargılama usulü bakımından boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.

ÇEKİŞMELİ BOŞANMA SEBEPLERİ

çekişmeli boşanma sebepleri
ZİNA MK161
Kusura dayalı, mutlak, özel boşanma sebebi Zina eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken karşı cinsten başka biriyle isteyerek cinsi münasebette bulunması olarak tanımlanır. Eşin kendi rzasıyla ilişkiye girmesi, Karşı cinsten biriyle ilişkiye girmesi
*Eşcinsel ilişki boşanma sebebi olarak zina sayılmaz ancak MK163’e göre haysiyetsiz hayat sürmeye dayanılarak boşanma davası açılabilir.Evlilik geçersiz olsa bile eşlerin butlan kararının kesinleşmesine kadar sadakat yükümlülüğü vardır bu süre zarfında zinadan bahsetmek mümkündür.Ayrılık kararı sırasında da eşlerin başka biriyle cinsel ilişkisi zina sayılır
Dava Açılabilecek Süreler
Zinanın öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halde zina eylemi üzerinden itibaren 5 sene
*MK 161/3 ”Affeden tarafın dava hakkı yoktur”
HAYATA KAST PEK KÖTÜ MUAMELE YA DA ONUR KIRICI DAVRANIŞ MK162/1
Hayata kast bir eşin, diğerini öldürme niyetini bazı fillerle açıklamasıdır
I. Fiilen öldürmeye teşebbüs
II. Diğer eşi intihara teşvik veya yardım
III. Eşin ölmemesi için yapılması gereken bir hareketten kaçınmahayata kast sayılır
Ayırt etme gücü olmayan kişilerin eşlerinin canına kast etmeleri kural olarak boşanma sebebi oluşturmaz ancak kişi kendi isteğiyle ayırt etme gücünü kaybederse yine MK 162/1 e göre, diğer eşe dava açma hakkı tanınması gerekir
Pek kötü muamele diğer eşin vücut bütünlüğü ve sağlığına yönelik her türlü saldırıdır.Davranışın devamlılığı aranmaz bir tek davranış yeterlidir. Fiilin kasden şlenmiş olması gerekir. Onur kırıcı davranış eşlerden birinin diğerinin onuruna haksız ve ona hakaret etmek, onu küçük düşürmek amacıyla yaptığı saldırıdır. Söz, yazı hatta hareketlerle ortaya çıkabilir
Dava açılabilecek süreler
MK 162/II ve III Eşin boşanma sebebini öğrenmesinden itibaren 6 ay ve her halde sebebin doğumu üzerinde 5 yıl geçmekle dava hakkı düşer.Affeden tarafın dava hakkı yoktur
KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ SUÇ İŞLEME VE HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME MK163
Kusura dayalı, özel, nisbi boşanma sebebi, Küçük düşürücü suç işleme. Suçun küçük düşürücü olup olmadığı toplumdaki anlayışa göre hakim tarafından takdire edilir. Genellikle; dolandırıcılık, hırsızlık, hileli iflas, ırza geçme bu tür küçük düşürücü suç sayılmaktadırsuçun evlendikten sonra işlenmesi gerekir
Haysiyetsiz hayat sürme, Genellikle randevu evi işletme, ayyaşlık, kumarbazlık, hayat kadını olarak çalışma haysiyetsiz hayat sürme olarak kabul edilir.Fiilin devamlı olması
evlilikten önce de olabilir ancak boşanma sebebi olması için evlilik süresince devam etmesi her iki durumun da ortak hayatı çekilmez hale getirmesi gerekir.Dava her zaman açılabilir MK 163
TERK MK 164
Eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek amaacıyla diğerini terk etmesihaklı bir sebep olmadan (veya haklı sebep ortadan kalkmasına rağmen) ortak konuta geri dönmeme diğer eşi ortak konutu terke zorlama ya da haklı bir sebep olmadan onun ortak konuta dönmesini engelleme terkin en az 6 ay sürmüş olması gerekir. Bu süre dolmadan terke dayalı boşanma davası açılamaz terk eden eşe hakim ya da noter tarafından ihtarda bulunması ve eşin buna rağmen dönmemesi
terk sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için ihtardan itibaren iki ayın geçmesi gerekir
AKIL HASTALIĞI MK 165
özel, nisbi, kusura dayanmayan boşanma sebebi Akıl hastalığının evlilik sırasında var olması iyileşemeyeceğinin resmi sağlık kurul raporuyla tespit edilmiş olması akıl hastalığı sebebiyle diğer eş için ortak hayatın çekilmez hale gelmesi gerekir

EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI MK166/I VE II
Nisbi, genel boşanma sebebi evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması bu durumun en az eşlerden biri için ortak hayatı sürdürmesi beklenemeyecek derecede olması gerekir.Davalının davacının daha kusurlu olduğu itirazının ileri sürmemiş ya da ileri sürülen itirazın kabul edilmemiş olması

ORTAK HAYATIN KURULAMAMASI VE FİİLİ AYRILIK MK 166/IV
Daha önce herhangi bir boşanma sebebine dayanarak açılan davanın reddedilmiş olması Boşanma talebinin reddi kararının üzerinden 3 yıl geçmiş ve bu süre içinde ortak hayatın tekrar kurulamamış olması *Boşanma davasının açıldıktan sonra evlilik birliğinin kurulması boşanma kararı verilmesini engellemez dava açan eşin davadan feragat etmesi gerekir

diagram0001

 

anlaşmalı boşanma

anlaşmalı boşanma ;
Türk Medeni Kanunu md.166 fII da düzenlenmiş olup evliliğin en az bir yıl sürmüş olması şartına bağlıdır. Bu bir yıllık süerede tarafların bir arada olması değil hukuken bir yıl sürmüş olmasıdır. Bu davada tarafların nafaka,mal paylaşımı,çocukların velayeti,tazminat gibi her konuda anlaşmış olmaları ve boşanma protokolü hazırlamaları halinde boşanma davası duruşmasında her iki tarafın da hazır olması gerekir. Boşanma hususnda kararlı iseniz ve eşinizle her konuda anlaşmış iseniz iki adet fotoğrafınız ve kimliğinizle ofisimize başvurmanız yeterlidir. Boşanma Protokolü ofisimizce hazırlanıp tarafların onayına sunulacak ve davanız olabilecek en kısa sürede neticelendirilecektir.

1 2